Manşet: Metal Fırtına 5 / Karanlık Savaş - Burak Turna
Yaşayan her şey ölür kitap ölmez
ARAMA:
Işılay Saygın
İzmir Eski Milletvekili
isaygin@isilaysaygin.net



KADINLARIN ERKEKLER İLE EŞİT HAKLARA SAHİP OLMA YOLUNDA VERDİĞİ SAVAŞIN TEMSİLİ BAŞLANGICIDIR...

8 Mart 2009 (Dünya Kadınlar Günü) kadınların erkekler ile eşit haklara sahip olma yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı.

1857 yılında A.B.D nin Newyork kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir.
1908 Newyork’ta 15.000 kadın daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy hakkı için yürüdüler. Doğum izni istediler, slogan olarak (ekmek ve gül) kullandılar. Ekmek, yaşama güvencesi, karın tokluğu gül ise daha kaliteli yaşamı simgeliyordu.

1909 da ilk kadın günü 28 Şubatta kutlandı.

1910 da Clara Zetkin isimli bir Alman sosyalist kadın, kadın sosyalist enternasyonalinde Dünya Kadınlar günü olmasını önerdi ve kabul edildi.
1911 de Kophenag kararından sonra ilk kez 19 Martta Avusturya, Danimarka, Almanya, İsviçre de kutlandı. Yüzbinlerce kadın erkek değişik aktiviteler yaptılar. Oy verme, seçme seçilme hakları yanısıra, meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler. 1960 lı yıllara kadar geniş kitleler ile kutlandı.

1975 yılında B.M Genel Kurulunda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilan edildi. Böylece kadınlar 8 Mart’ı tüm kadınların durumlarının sorguladıkları günler oldu.

Bugün bütün Dünya Kadınlarının günü. 8 Mart bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de çeşitli etkinlikler ile kutlanmakta.

Kadınların son durumu tartışılmakta, sorunlara çözümler önerilmekte, Kadın Derneklerimiz kadınlarımız için yapılması gerekenleri dile getirmekte konulara sahip çıkmakta. Konuların takipçisi olmakta.

8 yıllık eğitime geçilmesine rağmen kız çocukları okula gönderilmiyor.
Her konumuzu eğitim ile aşacağımıza inanıyorum. Türk kadınının eğitim seviyesi son 10 yılda artış göstermesine rağmen %76.9 olan okur yazarlık oranı %80’ne ulaşmıştır. Okur yazar olmayanların %75.5 kadınlar oluşturmaktadır.

Hala 5 kadından birisi 5 Milyon 732 bin kadın okuma yazma bilmiyor.
Kadınlarımız karar alma mekanizmalarında yok. Eğitim düzeyine göre iş gücüne katılım oranı yüksek öğretim mezunu kadınlarda %70 , lise altı eğitimlilerde %22 olarak gerçekleşiyor.

Ülkemizde Öğretim elemanlarının %39,
Prof. ve Doktor %29,
Mimarların %37,
Avukatların %33 ‘ü kadınlardan oluşuyor.

İlköğretimde çalışan kadın öğretmenler %49 , orta öğretimde çalışan kadın öğretmen %41 iken okul müdürlerinin sadece %8.8 ‘i kadın, okul müdür yardımcısı %11 kadın. Bu oran kırsal kesimde daha da düşük.

Karar alma mekanizmalarında kadın yönetici oranı Türkiyede %6 , A.B.D de %46, Rusyada %39, Almanyada %36, İngilterede %33, İtalya %29, Yunanistan %26.
Parlamentoya katılım oranı ise
Türkiyede %9,
İsveçte %47,
İspanya %36,
Almanya %32,
İngiltere %20,
A.B.D %16,
Yunanistan %14.

Avrupa Birliğine girmek isteyen ülkemizdeki tablo ortada.
Kadınların iş gücüne katılımı da, sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir unsuru olarak kabul edilmekle birlikte , iş gücüne katılım oranı düşük olup, yıllara göre de azalma göstermektedir.

Kanunlardaki eşitlikçi yapıya rağmen, kadının niteliksel gelişimini ve iş gücü piyasasına girişini sağlayacak gerekli mekanizmaların oluşmaması bu düşüşün önemli nedenlerinden biridir. Ve Türkiye de kadın istihdamı temel sorun alanlarından biri olarak varlığını sürdürmektedir. Kadınların iş gücüne katılımı;

1990 da %34,1
2002 de %26,9
2004 de %25,4

İşteki durumları açısından bakarsak 100 kadından 13’ü kendi hesabına işveren olarak çalışırken, 38’i herhangi bir ücret veya yevmiye karşılığında çalışmakta, %49 ücretsiz aile işçisi olarak çalışma yaşamında yer almakta.
Yüksek öğrenim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %71, lise ve dengi okul mezunlarında %32, lise altı eğitim alan kadınlarda %21’e inmekte.
Bugün kadınlarımızın ¼ %27 si çalışma hayatında yer alıyor. Oysa Bulgaristan ve Romanya da bile bu oran bizim 2 katımız. AB ortalamasında ise kadınların %60 ‘ı istihdama dahil oluyor.

Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan kadınların fırsatlardan ve kaynaklardan eşit olarak yararlanabilmesi için cinsiyet eşitliğinin siyasal yaşamda ve karar mekanizmalarında sağlanması gerekir.
Cumhuriyetimizin 85. yılında eğitimli, deneyimli kadınlarımızın potansiyeli oldukça yüksektir.

Bu kadınların bilgi, beceri, deneyim ve duyarlılığından siyasi partilerde T.B.M.M de yerel yönetimlerde yeterince yararlanılmamasını büyük bir eksiklik ve insan kaynağı israfı olarak görmekteyim. 2004 yılında yapılan yerel seçimlerde 3225 Belediyenin 18 tanesi kadın oranı 0.56 Belediye meclis üyesi 34.479 üyenin 799 kadın, İl Genel Meclis üyeliğinde 3208 üyenin 56 kadın üyeliğinde olmuştu.

18 Kadın Belediye Başkanınında 1 tanesi İl Belediye Başkanı, 5 İlçe Belediye Başkanı, 12 Belde Belediye Başkanı.

Yerel yönetimlerde 2004 seçim sonucu tablosu bu iken 29 Mart’ta yapılacak seçimlerde neticenin farklı olacağını zannetmiyorum.

Türkiye’nin değişim, kalkınma, çağdaşlaşma , demoratikleşme yolunda başarı ile ilerlemesi için kadınların katkısına ve bakış açısına da ihtiyaç vardır.
Siyasi karar organlarında ve yöneticilik mercilerinde toplumun cinsiyet eşitliğine dayalı dengeli temsili zorunludur.

Bugün bu kadar eğitimli kadının içinde bir tane Vali bulunmayışı. Erkek egemen toplumun, idarecilerin, siyasilerinin eksikliğidir.

Bakanlıklarda 1 tane bile Müsteşar, Genel Müdür olmayışı 21. yüzyılın ayıbıdır.

Bugün kadınlarımız yazımın başında da belirttiğim gibi üniversitelerde eğitimde %39 ile kendilerini ispatlamışlardır. Bugün Ticaret Borsasında ik defa bir kadın kendi gücüyle Borsa’nın 108 yıllık tarihi değiştirmiştir. Işınsu Kestelli.

Yine Ticaret odası seçimlerinde 1 meclis üyesi kadın varken bu seçimlerde 4 kadın üye meclise girmeyi başarmıştır.

Yine sanayi odası seçimlerinde yönetim kuruluna ilk defa bir kadın Berkay eskinazi girmeyi başarmış. Sanayi odası meclisinde 4 tane kadın üye meclis üyesi olarak meclise girmiştir. Kadınlar mücadele ile kendi bileklerinin gücü ile bir yerlere gelmektedirler. Siyasi partiler yasası T.B.M.M geçince de inanamıyorum ki. Adil seçim ile hem T.B.M.M’ye hemde Belediye Başkanlıkları, Meclis üyeliklerine kendi güçleri ile geleceklerdir. Ben 25 yaşında 5 erkek aday arasından delegeler arasında ön seçim ile Belediye Başkan aday adayı ile seçilen bir kişiyim. Siyasi hayatımda herzaman övümdüğüm konu bu olay olmuştur. Ön seçimden sonra halkın oyu ile Belediye Başkanı seçilmek çok önemli. Bakanlığı önemsemiyorum çünkü o Parti Genel Başkanının taktiri ile oluyor. Aday olma cesareti gösteren kadın Belediye Başkan adaylarımızı ellerini taşın altına koydukları için kutluyorum. İzmirde aday olan kadın başkan aday adaylarımızın her biri çok değerli onlara başarılar diliyor. İzmir halkına emanet ediyorum.Onları aday adayı gösteren erkek yöneticileri de kutluyorum. 2010 yılının 8 Mart’ında görüşmek üzere. Saygılar sevgiler sunuyorum.

1 GB Hosting 25 TL Com Net Org - Com.tr alan adı tescili www.acilhost.com sitesinde çok kolay. Acilhost 12 yıldır müşterilerine hizmet veriyor...

Bu yazı 06/07/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu yazıyı paylaşın

Yazarın Diğer Yazıları

  1. KADINLARIN ERKEKLER İLE EŞİT HAKLARA SAHİP OLMA YOLUNDA VERDİĞİ SAVAŞIN TEMSİLİ BAŞLANGICIDIR...
  2. KADINLARIN ERKEKLER İLE EŞİT HAKLARA SAHİP OLMA YOLUNDA VERDİĞİ SAVAŞIN TEMSİLİ BAŞLANGICIDIR...
  3. TÜRKİYE’DE KADIN GİRİŞİMCİ OLMANIN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI
  4. TÜRK SİYASETİNE GENEL BAKIŞ
  5. 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ


 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Üye Girişi
Albümler
 

Enstrumental Radyo
Reklam Radyosu
Türkçe Pop Radyo