SON DERVİŞ ...

SON DERVİŞ, büyük bir romancının eşsiz eseri... Her roman okuyucusunun bir solukta okuyacağı bu hacimli eser, şüphesiz Türk roman târihi için bir irtifa olacaktır.

Muhayyile zenginliği itibariyle, eserleri milyonlar satan bir çok yazarı gölgede bırakacak kabiliyette olan Aktaş'ın büyük âlim ve dâvâ insanı Bediüzzaman Said-i Nursi'yi anlatan bu eseri, öyle inanıyoruz ki yakın bir gelecekte, bir çok dünya diline çevrilecek ve dünyanın muhtelif diyarlarında geniş okuyucu kitlelerinin takdir ve alkışlarıyla karşılanacaktır..

Dikkatleri çok geniş bir yelpazede bu toprakların mağdur, mazlum ama büyük ve kahraman bir insanına çekecek olan bu eseri neşretmekten derin bir sevinç ve sürur duyduğumuzu ifâde etmek isteriz.

Bu vesileyle Anadolu'nun bir başka mazlum ve mağduru olan yazarımız Metin Aktaş'ı gönülden tebrik ediyor, yeni ve hep daha güzel olacağına inandığımız eserlerinin devamını bekliyoruz.



Hüzün Çiçeği, yazarın ilk romanı... İlk romanı ve ilk eseri... Yetmişli yılların Bursa’sının mekân edinildiği romanda, derin bir üslûb ve sanat endişesi, baştan sona varlığını hissettiriyor. Genç yaşta kaleme alınmış olmasına rağmen, dildeki zenginlik, başı sonu birbirinden kopmayan uzun cümleler şaşırtıcı bir güzellikte...

Kitaba bütünüyle bir aşk romanı demek mümkün değil, ama aslına bakarsanız aynı zamanda başka bir şey de değil. Evet, Hüzün Çiçeği, en müeddeb ve en rûhî tarafıyla belki de bir aşk hikâyesi. Ama bu hikâye, hayatın bütünü içinde yaşanıyor; ferdî ve sosyal hayatın bütün unsurları kitabda yerli yerince...

Zengin Bursa tasvirleri, şehrin tãrihî dokusu, tabiat ve mekâna duyulan sevgi kitabı tamamlayan unsurlar. Eseri beğeneceğinizi ümid ediyoruz...


Cemil Meriç, Bediüzzaman için, “Tefekkürden çok, îmân!” der. Yanlış!.. Yanlış, zirâ Bediüzzaman tefekkürü itibariyle de en az îmânı kadar zirvedir... Düşünmesi yasaklanan Cumhuriyet nesilleri; düşünmeyi, tefekkür etmeyi ondan öğrendi; dünya da ondan öğreniyor...

Ümit Şimşek, Bediüzzaman’ın ardından daldığı tefekkür ummanından şaşırtıcı bir muvaffakıyetle feyz almış bir insan. Öncelikle düşünmeyi, düşünmeyi ve farketmeyi öğrenmiş...

Şimşek’in bir roman akıcılığıyla kaleme aldığı “Herşeyin Hikâyesini Merak Eden Adam”, her yaştan ve her sınıftan okuyucu için gerçek bir rehber eser olabilir. İnsanlığın maddeden çok, ruhî problemlerle malül olduğu günümüzde tek solukluk bir reçete olan eserinden dolayı Ümit Şimşek’i tebrik ediyor ve sizleri bu güzel eserle başbaşa bırakmak istiyoruz.

Varlık delillerini birbir kaybeden filozof, sonunda düşünceye takılıp, “Düşünüyorum! Öyleyse varım!” diye haykırır. Güç olan, istinad edecek noktayı, dayanılacak bir şeyleri bulabilmektir...

Kendi varlığıyla ilgili tereddüdleri tardeden insan, varlığın çehresindeki ilim, kudret, hikmet tecellilerine bir yaratıcı aramaya başlar. Düşünmek aklın tabiî muktezasıdır. Düşünmeyi, sual tetikler. Önce sormaya başlar, sonra cevab ararsınız...

Aklın meçhullerden kucak kucak devşirip zihnimize boşalttığı suallerin cevab kaynakları ya aklın tasdikine mazhar olmuş ilmî hükümlerdir, ya da bütün şümûluyla dindir. Dinî bilgi ve muhtevanın aklın kabulüne mazhar olması, başlı başına ciddi bir bilgi ve meşguliyeti gerektirir.

Ömrünü dinî hakikatlerin akla uygunluğunu isbat ve neşirle geçirmiş olan Mehmed Kırkıncı’nın bu eseri, hayatî hemen bütün suallerinize cevab anahtarı olacaktır. Derin bilgisi, keskin zekâsı ve şaşırtıcı mantığıyla Kırkıncı Hoca’yı iç âleminizin dost bir simâsı olarak taşıyacak ve varlığıyla teselli bulacaksınız. Artık her zor suali, “Nasılsa Kırkıncı Hoca’da kesin bir cevabı vardır!” rahatlığıyla savuşturacaksınız.


...... İşte bu düşünceler doğrultusunda biz Türkiye’nin Demokrasi tarihini gelecek nesillere bir ışık tutması için mercek altına aldık. ‘Geçmişin aydınlığından istifade etmeyenler, geleceğin karanlığına mahkum olurlar’ tesbitinden hareketle demokrasinin ve yakın tarihimizdeki siyasi olayların kara deliklerini aydınlatmaya çalıştık.

Eserimize önce kudretli imparatorluğun nasıl dizleri üzerine çöktürüldüğünü anlatarak başladık. Müteakiben İmparatorluğun yeni mirasçısının hangi şart ve ortamlarda kurulduğunu irdeleyerek masalsı bir ciddiyet ve resmiyet üzerine kurgulanan ideolojik resmi tarihi sorguladık. Geçmişi mercek altına alırken bilinenlerin tekrarı yerine özenle gizlenen ilişki, sebep ve sonuçları ortaya çıkardık.

Satır aralarına sıkışmış ve orada bilinçli bir politikayla gizlenmiş yakın tarih gerçeklerini tararken tarihin karanlıkta bırakılmış dönemlerine ışık tutmanın hazzını da yaşadık.


Birinci Söz, "Bismillah, her hayrın başıdır." diye başlar ve "Biz dahi başta ona başlarız." diye devam eder. Alternatif Yayınları olarak biz de "Besmele" ile başlamak istedik.

Aile Okumalarının ilki olan bu güzel eser, çocuklarını hakkıyla yetiştiremediğine üzülen, onları hayırlı evlatlar olarak yetiştirmek isteyen bütün ebeveynler için bir içim su... Çocuklarıyla birlikte "Bismillah!" deyip başlamak isteyenler için güzel ve şipşirin bir rehber.

Yeni baştan, tertemiz bir sahifede "Besmele" ile başlamaya ne dersiniz

Bu haber 23/10/2009 tarihinde eklenmiştir.